Audrey Van Meer isimli bir Norveçli nörobilimcinin çalışması el yazısının insan beynini, yazmanın fiziksel olarak yapamayacağı olumlu şekillerde değiştirdiğini kanıtladı. Bu işe yirmi yılını harcadı. Ancak makalesi pek dikkat çekmedi. Oysa yıllar önce ilkokul öğretmenim bize bir yazmanın üç okumaya bedel olduğunu söylemişti.
Hep yazarak, not alarak çalıştım. Okuduğuma güvenmek yerine el yazımla not aldım. Hatta elektronik mühendisi olmama karşın hep el yazımla not tutmayı yeğ tuttum. Nedense bana daha iyi öğrendiğimi hissettirdi. Trondheim’da bir beyin araştırma laboratuvarı yöneten bu kişinin makalesi 2024’te Frontiers in Psychology adlı bir dergide yayımlanınca ilkokul öğretmenimi anımsadım….
ÇOCUKLARIMIZ YAZMAKTAN UZAKLAŞIYOR MU?
Bu bulgu hayli önemli çünkü günümüzde her şeyi tabletlere, bilgisayarlara bağlayıp el yazısını unutur olduk. Çocuklarımızı yazmaktan uzaklaştırdık. Bu bilimsel deney nasıl yapıldı? Deney basitti aslında. 36 üniversite öğrencisinin her biri, beyin aktivitesini kaydetmek için kafalarına 256 sensör bastırılmış bir başlık takarak çalıştı. Kelimeler ekranda birer birer yanıp söndü.
Bazı öğrenciler bir dokunmatik ekranda dijital bir kalemle kelimeyi elle yazdı, bazen de aynı kelimeyi bir klavyede yazdı. Her sinirsel yanıt, sözcüğün ekranda kaldığı tam beş saniye boyunca kaydedildi. Sonra ekip, bu, görev sırasında beynin farklı bölgelerinin birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu inceledi.
ELLE YAZMAK BEYNİ UYARIYOR
Öğrenciler elle yazdıklarında, beynin bir anda her yerde aydınlandığı görüldü. Hafıza, duyusal entegrasyon ve yeni bilgilerin kodlanması için sorumlu bölgeler, tüm kortekse yayılan koordineli bir desende birlikte ateşleniyordu. Tüm ağ uyanıktı ve bağlantılıydı. Ancak, bilgisayar kullanıldığında böyle bir şey olmuyordu.
Aynı sözcük, aynı beyin, aynı kişi ve iki tamamen farklı nörolojik olay. Nedeni kimsenin gerçekten dikkat etmediği bir şeydi. Elle yazmak tek bir hareket değil, gözlerinizle gerçek zamanlı olarak koordine edilmiş binlerce küçük mikro-hareketin bir dizisi şeklinde her harf, beynin biraz farklı bir uzamsal sorunu çözmesini gerektiren farklı bir şekilde kaydediliyor.
BİLGİSAYARDA YAZMAK BEYNİ UYARMIYOR
Parmaklarınız, bileğiniz, görüşünüz ve görüş alanındaki konumu izleyen beyninizin kısımları, bir harfi üretmek için birlikte çalışıyor. Klavyedeki her tuş ise, hangi harfe bastığınızdan bağımsız olarak tam olarak aynı parmak hareketini gerektirir; bu da beynin entegre edecek neredeyse hiçbir şeyi ve çözecek neredeyse hiçbir sorunu olmadığı anlamına geliyor.
Aynı parmakla aynı tuşa defalarca basmak beyni anlamlı bir şekilde uyarmıyor. Çocuğunuza bir iPad veriyorsanız bunu düşünmeniz gerekir. Tabletlerde okuma ve yazma öğrenen çocuklar, genellikle b ve d gibi harfleri ayırt edemiyor, çünkü o harfleri bir sayfada gerçekten üretmek için bedenleriyle fiziksel olarak hissetmiyorlar.
İKİ BENZER ÇALIŞMA
On yıl önce, Princeton’da iki araştırmacı tamamen farklı bir yöntemle benzer bir çalışma yaptı ve aynı sonuca ulaştı. Pam Mueller ve Daniel Oppenheimer, üç deneyde 327 öğrenciyle, yarısı interneti devre dışı bırakılmış dizüstü bilgisayarlarda not aldı, yarısı elle yazdı. El yazısı grubu, yüzeysel hatırlama yerine gerçek anlayış gerektiren her soruda daha başarılı oldu.
İki ülkedeki bu iki çalışma aynı sonuca vardı. El yazısı beyni çalıştırır. Yani, büyükannenizin zaten bildiği şeydi bu. Yıllar önce ilkokul öğretmenimin bize söylediği şey de buydu. Bir kalem alıp yazmak öğrenme için daha faydalı. Çocuklarımızı büyütürken bunu akılda tutmakta fayda var. Onların gelişimde, beynin uyarılmasında kâğıt ve kalemin önemi yadsınamaz…
