Dr. Berna Bridge.
Köşe Yazıları 4 Dk Okuma

Keşif masalıyla sömürgecilik! Tarihi kim yazıyor?

Editör

Editör

Yazar

Birkaç haftadır güzel Anadolu’muzun çok eski tarihini, Luvileri, nasıl yok sayıldığını, Batı’da tarih yazanların Batı Anadolu tarihimizi Grek kolonizasyonu ile başlattıklarını yazıyorum. Ancak Batı bunu yalnızca Anadolu’muzda mı yaptı? Örneğin, tarih kitaplarında bize öğretilen Amerika’nın “Keşfi”, “Yeni Dünya” isimlendirilen Kuzey ve Güney Amerika gerçekten “Yeni Dünya” mıydı?

Kadim Maya Uygarlığını yok sayan Batı anlayışı mı bu eski kıtaya “Yeni Dünya” demişti. Yine dil, sözcük oyunlarıyla, Batı “anlatısı” kandırmalar mı karşımızdaydı? Amerika gerçekten 1492 de mi keşfedildi? Bize okullarda böyle öğretildi. İnsansız mıydı bu kıtalar? Bir yerin keşfedilmesi için orada kimsenin yaşamıyor olması gerek…

COĞRAFİ KEŞİFLER

Aslında coğrafi keşif değildi bu yolculuklar. Sömürgeleşmiş Hindistan’a denizden yol ararken tesadüfen ulaştıkları bir kadim kıtaydı. Niyetleri bilimsel keşif filan değil, sömürmek, altın bulmak, köle toplayıp çalıştırmaktı. Sonradan süslü bir anlatıya çevirip “Coğrafi Keşif” dediler. Hindistan’a ulaştıklarını sandıkları için Kuzey Amerika yerlilerine “İndian” (Hintli) dediler.

Bir ilacın keşfedilmesi yeni bulunması, önceden var olmaması durumuna işaret ediyor örneğin. Kadim Maya Uygarlığı ise boş bir kabile değildi. Kuzey Amerika yerlileri de boş değildi, kendi içlerinde bir uygarlıktı. İnkalar gezegenlerin yerini hesaplamış, ilime, bilime, geleneklere sahip, etkileyici mimarileriyle, yaptıkları yollarla milyonların yaşadığı tam bir uygarlıktı.

SİLAHIN GÜCÜ

Avrupalıların silahları ve tanışık olmadıkları hastalıklarla İnkalar, Kuzey Amerika yerlileri yenilmiş olabilirler ama onlar eski bir kıtanın asıl ev sahipleriydi. Sömürgecilikle karşılaştılar, kölecilikle karşılaştılar, 150 yıl içinde yok oldular, azınlığa düştüler. Sonra Batılıların yazdığı tarihle hafıza suikastına uğradılar. Kendi evlerinde ikinci sınıf insan oldular.

Batı bunu silah gücü ve kandırmacalarla sağladı. Buradan da silah gücünün bağımsızlık için olmazsa olmazı olduğunu anlıyoruz. Silahınız yoksa, kendinizi koruyamıyorsanız, yenik düşüp, onların kölesi oluyorsunuz. Ardından bir de hastalık götürdüler eski, kadim uygarlıklara. Dayanamadı milyonlarca insan, yitip gittiler.

YUMUŞAK GÜÇ

Ardından Portekizce, İspanyolca, İngilizce dayatıldı. Hristiyanlık dayatıldı. “Yeni Dünya” oldular, silah gücüyle ezilip gittiler. Luviler kadar eski değiller ancak kaderleri benzer. Biz gerçekten tarihi, geçmişi öğreniyor muyuz? Yoksa Batının dayattığı, onları üstün, diğerlerini ikinci sınıf algılayıp bize öğretilenleri sorgulamadan kabul mü ediyoruz?

Ballandıra ballandıra anlattıkları Rönesans, Reformasyon onların üstün yetenekleriyle yarattığı bir akım mı? Doğunun uygarlıklarından hiçbir şey öğrenmediler mi? Reformasyon iyice yozlaşmış Hristiyan dinini yozluktan arındırıcı bir hareket iken, belki ilk sormamız gereken, kilise neden bu kadar yozlaşmıştı? Din adamları neden bu kadar yozlaşmıştı?

MATRIX

Biz bir “Matrix” içinde mi yaşadık uzun yıllar boyu? Yeni yeni mi uyanıyoruz? İlkokulda öğrendiğimiz “1492: Yeni Dünyanın Keşfi” aslında sömürgecilik anlayışının bir uzantısı mı? Kendilerini aklamak için uydurdukları masallar mı? Bir gün Mayaların, İnkaların, Luvilerin hakkı verilecek mi?

Bitmez. Avustralya’da hakkı yenmiş Aborijinler, Yeni Zelanda’da Maoriler ve tüm sömürgeler, Afrika, Asya. Acaba bir gün Batı kefaretini ödeyecek mi? Milyonlarca kanına girdiği insana borcunu ödeyecek mi?  Yüz yıllar boyu dünya halklarını kandırmış olabilirler ancak acaba yavaş yavaş bu dünya halkları uyanıyor mu?

Paylaş: