Dr. Berna Bridge.
Köşe Yazıları 4 Dk Okuma

İngiliz köle ticaretinin tarihçesi

Dr. Berna Bridge

Dr. Berna Bridge

Yazar

David Olusoga. Yazar, akademisyen, araştırmacı ve siyahi. Black and British (Siyahi ve Britanyalı) kitabında kendi sözleriyle “Koca Afrika kıtasının insanları olan siyahilerin nasıl olup da bu ufak adaya geldiğinin köklerini” araştırıyor. İlk gelen ve kayıtlara girmiş olan iki siyahînin 8. Henry zamanında, onun İspanyol eşi tarafından evlendiğinde İspanya’dan getirildiğini yazıyor. Biri Kraliçenin özel yardımcısı bir hanım, diğeri ise bir müzisyen…

İngilizlerin Afrika kıtasına gitmesi ise tüccarlar ve korsanlarla başlıyor. Önce kıtadaki altın çekici geliyor ve altın için gidiyorlar. Afrika’ya daha öncesinden Portekizliler gitmiş, ticaret yolları ve kaleleri onlar tarafından belirlenmiş, sahiplenilmiş ve Portekizliler bu İngiliz tüccarlarla savaşmış. Yavaş yavaş Portekizlileri aşıp kıtada ilişkiler kuran İngilizlerden kaptan Sir John Hawkings ise köle ticaretinin temelini atan kişi olarak İngiltere tarihine geçiyor.

İNGİLİZ KÖLE TİCARETİ NASIL BAŞLIYOR

Sir John Hawkings Afrika kıtasından İngiltere’ye altın getirirken yolda bir Portekiz gemisine saldırıyor, o gemiden 300 Afrikalıyı esir alıp, Güney Amerika’ya götürüp pazarlarda satıyor. Ve anlıyor ki insan satma ticareti de Afrika’dan altın getirmek kadar karlı, köle ticaretinin öncüsü, çığır açanı bu kişi oluyor. Yani, bir kötü insan bir ulusu nerelere, nasıl bir suistimal ve vicdansızlığa sürüklüyor, bir kötü kişi nasıl diğer kötülere örnek oluyor, başı çekiyor…

İngiliz köle ticaretinin tarihçesi - Resim : 1
İngiliz Ordusu

Buradan 1805’deki İngilizlerin Fransa ve İspanya’ya karşı savaştığı Trafalgar Savaşına atlıyor. Nelson’un yanında Britanya’nın özgürlüğü için 100 siyahinin savaştığını söylüyor. Özgürlük için diyor ve özgürlüğün tam tersi olan köleciliğe geri dönüyor.

Köle alıp satmanın en az 2000 yıl geriye gittiğini ama Atlantik köle ticaretinin bambaşka bir şey olduğunu, İngiltere’nin Atlantik köle ticaretinde 2.5 asırda 3 milyon insandan fazla kişiyi Afrika’dan taşıdığını ve bu işin uzmanları haline geldiğini anlatıyor.

GECELERİ UYUMAK, KÂBUS GÖRMEMEK ÇOK ZOR

İlk başlarda İngiliz köle ticaretinin en üsttekiler için yapıldığını vurguluyor. Royal African Company’nin (Afrika Kraliyet Şirketi) bu ticarette başı çektiğini ekliyor. Örneğin Duke of York’un (York Dükü) şirketin en üst düzey yöneticisi olduğunun kaydını gösteriyor ve bazı çocukların göğsünde DY (Duke of York) damgası, yanığı olduğunu ekliyor. Kitabı okumak, belgeselini izlemek ve sonra geceleri uyumak, kâbus görmemek, çok zor.

İngiliz köle ticaretinin tarihçesi - Resim : 2
York Dükü

“İngiliz tarihini bunları öğrenmeden anlamak çok zor” diyor Olusoga. BBC’yi bu programı yaptığı için takdir ediyorum bir yandan. Irkçılığın tam tersini yapıyor ve kültürünü, tarihini, tüm nüfusunu günahlarını kabul etme olgunluğuyla kucaklıyor. Olusoga “Beton ve demirle plaketler yapıp çiviliyorum” diyerek bu tarihi sembolize ediyor.

İngiliz köle ticaretinin tarihçesi - Resim : 3
Plaket Töreni

1800’LERDE ENDÜSTRİ DEVRİMİ BÖYLE BAŞLADI

“Royal (yani kraliyet) monopolisi diğer tüccarları bu ticaretten dışlayarak bu işi yürüttü ve para Londra’ya aktı ama diğer tüccarlar da bu pastadan pay istedi” diyor. Tüccarların gemileri kendileri yola çıktıysa Royal yani Kraliyet Deniz Kuvvetleri bu ticaret gemilerini durdurdu” diye ekliyor. Bu ticareti yapmak için İngiliz olmak gerekliydi ama Kraliyet bu işe yetişemedi ve bağımsız tüccarlar da pazara girdi, bu ticaret bir yıl içinde 300 kat arttı, İngiltere’deki endüstri devrimini başlattı” diye açıklıyor.

İngiliz köle ticaretinin tarihçesi - Resim : 4
Virginia devasal tütün tarlaları

ABD’deki büyük Virginia tütün tarlalarını gösterip bu büyük tarlalarla bir tarım devriminin de yaşandığı, tütünün bağımlılık yaptığının bilinmesine karşın üretildiğini anlatıyor. Böylece Virginia’nın İngiliz çiftlik sahipleri kölelerinin çalışması sayesinde köşeyi dönüyor. 1660da kölelik kalıtsal oluyor ve doğan çocuklar da köle olarak doğuyor. Çiftlik sahipleri İngiltere’de yaşadığı için karşı kıtada olup biten insaniyetsizlikten ise İngilizlerin haberi yoktu…

Paylaş: