Olası Engeller
● Toplumda denenmemişe olan güvensizlik her zaman vardır, çünkü bazı denenmemiş yöntemlerin denendikten sonra faydalı olmadığı görülmüş ve vazgeçilmiştir.
● Bu tür geçmişteki deneyimler toplam kalite yönetimini kurumda kabul ettirmeye engel olabilir.
● Daha hazır değiliz: Kurumda çalışan birçok kişi kendini bu yeni sisteme hazır hissetmeyebilir.
● Onsuz da olur: Yine bu tür bir kalite sisteminin kendilerine ek yük getireceğini düşünen bazı kişiler ‘Bugüne kadar toplam kalite yönetimi uygulamadan binlerce iş yaptık, toplam kalite yönetimsiz de olur’ diyebilirler, yeni sisteme karşıt görüş ileri sürebilirler.
● ‘Nereden çıktı şimdi bu sistem, biz bu sistem olmadan da pekâlâ idare ediyorduk’ düşüncesini öne sürebilirler.
● Denedik olmuyor: Yine bazı kişiler kısa bir süre özensiz bir şekilde denemiş gibi yapıp başarısız bir sistem olduğunu belirtebilirler.
● Oysa bu sistemin öğrenilmesi, planlanması, alışılması, değerlendirme yapıp değerlendirmeye göre bazı değişiklikler uygulaması ve yine denenmesi şeklindeki dönüşümün uygulanması ve sonuç alınması için uzun vadeli bir çaba gerekir.
● Bize pahalı gelir: Bu konuda verdiğim seminerlerde bana en çok yöneltilen engel budur. Oysa toplam kalite yönetimini uygulamak için paraya gereksinme yoktur.
● Kaynaklarımızın elverdiği miktarda parasal kaynak ayırarak eğitim süreçlerini iyileştirebiliriz.
● Bize ne: Bu tür engel sözcükleri genelde mesleğini çok sevmeyen, kendini geliştirmeye istek duymayan kişilerden gelir.
● Ancak, bu da verdiğim seminerlerde arada bir de olsa duyduğum bir deyimdir.
● Biz zaten yapıyoruz: Kendini pek yormak istemeyen ancak çok da olumsuz görünmek istemeyen bir kişi bu tür sözler söyler.
● Bazı kişiler de gerçekten yaptığını zannedebilir. Ancak toplam kalite yönetimi bir sistemdir.
● Çalışmaların kayıtlı olması, anketler verilmesi, yazılı plan, harekete geçme, değerlendirme, değişiklik yapma gibi basamakları olan sistemli bir çalışmadır.
● Nasıl olsa işe yaramayacak: Olumsuz bir düşünce tarzını yansıtır. İşe yaramaması ümidi ile kaliteyi artıracak çabalara girmemek için kullanılan mazeretler arasındadır.
● İşe yaramasını görmek için üzerinde çaba sarfetmek, zaman tanımak ve istekli olmak şarttır.
● Eski köye yeni adet: Yine kendini pek yormak istemeyen, tutucu kişiler bu tür bir tutum içine girebilirler.
● Eski alışkanlıklarından vazgeçmek istemeyen kişiler toplam kalite yönetimine muhalefet edebilirler.
● Bu da geçer: Daha önce denenen ama başarısız olan sistemlerin bir benzeri olarak yorum yapan kişiler ‘Bu da geçer’ tavrı ile, bu sistemin de başarısız olacağını belirterek böyle bir çalışmaya engel olmak isteyebilirler.
● Statükoyu korumayı isteyen ve gelişmeye karşıt olan kişiler böyle bir tavır sergileyebilir.
● Yetersiz liderlik iradesi: Toplam kalite yönetiminde liderlik daha önce de açıklandığı gibi çok önemlidir.
● Değişim ve gelişimi yönetecek vizyoner liderler gereksinme vardır.
● Yöneticilerin liderlik özelliği gösterememeleri toplam kalite yönetiminin uygulamaya konmasına engel teşkil edebilir.
● Toplam kalite yönetimini uygulamaya başlamak için bu konuda eğitim almak ve konunun özünü iyi derecede anlamak gerekir.
● Eğer bu eğitimi veren eğitimci yetersiz ise yine sistem amacına ulaşamaz.
● Kurum kültürünü tanımayan danışmanlar: Her kurumun kendine göre bir kültürü vardır. Kurum kültürü o kurumda çalışanların değerlerini ve iletişimlerini yansıtır.
● Kurum kültürünü ‘Biz burada işleri böyle yaparız’ diye özetleyebiliriz.
● Kurumu, kurumda çalışanları, onların değerlerini tanımayan danışmanlar toplam kalite yönetimini sisteme geçirmekte çok başarılı olamazlar.
● Danışmanların başarılı olabilmeleri için kurumu, çalışanlarını ve kurumun kültürünü tanıyıp, ona göre yönlendirme yapmaları gerekir.
● Toplam kalite yönetimini bir bölümün işi haline getirmek: Toplam kalite yönetimi bir bölümün işi değildir. Tüm kurumda, tüm çalışanların uygulaması gereken bir sistemdir.
● Çalışanlar bunu bir bölümün işi haline getirip, arkasını dönüp eski bildikleri yöntemlerle devam ederlerse toplam kalite yönetimi başarılı olamaz.
● Genelde bu da çok rastlanılan tür bir tavırdır. Bir komisyon atayıp, işleri komisyona bırakmak, o işi yapmamak anlamına gelebilir.
● Toplam kalite yönetimini yapılan işlerden başka bir şeymiş gibi göstermek: Bu da sık rastlanılan bir tutumdur. Oysa, TKY, yapılan işlerden başka bir iş değildir. Yapılan tüm işlerin daha özenle, daha kaliteli yapılmasıdır.
● Büyük beklentiler yaratacak kampanyalarla programa başlamak: Yukarıda açıklandığı gibi toplam kalite yönetimi özünde herkesin, bütünsel olarak her işi en iyi kalitede, özenle yapmasıdır.
● Bu sisteme geçerken büyük beklentiler yaratacak abartılı kampanyalarla başlamak kısa zamanda düş kırıklıklarına neden olur.
● Bunun yerine ana felsefe olan ‘işini iyi ve kaliteli yapmak, hatasız çalışmayı hedeflemek, sürekli gelişmek, demokratik ortam’ anlayışını daha sessiz ama sürekli olacak şekilde kuruma yerleştirmek daha doğru olur.
● Yöneticiler gücüm elden gidiyor diye düşünebilir: Birçok yönetici toplam kalite yönetimini ilk duyduğunda yetkilendirmenin ve demokratik ortamın onların gücünün azalacağı yorumunu yapabilir.
● Ancak, bu doğru değildir. Yetkilendiren, demokratik ortam oluşturan yöneticinin gücü artar. Böyle bir yönetici takım arkadaşlarında ait olma duygusu yarattığı ve ‘ben’ yerine ‘biz’ anlayışını getirdiği için çoğalır.
● Daha çok gelişmeye olanak bulur. Zamanını daha iyi değerlendirir. ‘Biz’ anlayışı içinde destek alır. Yöneticinin gücü uzun vadede artar.
● Zaten sorun yok ki: Birçok yönetici ve eğitimci statükodan memnundur. Bir sorun görmezler. Sistemi değiştirmek istemezler.
● Kendi açılarından bir sorun olmayabilir. Ancak eğitimi alan öğrenci açısından değerlendirildiğinde bazı sorunlar gözlemlenebilir.
● Çalışanlar: İşim zorlaşıyor, daha fazla çalışmam ve aklımı kullanmam gerekiyor: Bu doğrudur. Daha kaliteli bir çalışma ancak daha verimli bir çalışma ile olasıdır. Gelişim ve değişim daha fazla çalışmak ve aklı daha fazla kullanmak demektir.
● Bazı kişiler toplam kalite yönetimine bu açıdan engel olmaya çalışırlar.
● Ancak, işini seven, işinde başarılı olmak isteyen, sorumluluk sahibi, çalışkan kişiler bu sisteme sıcak bakarlar.
● İtibarı Önemsememek: Yukarıda yazdıklarıma benzer bir biçimde kişisel itibarı önemsememek, bu işi dışarıdan şirketlere havale edip, «Onlar benim itibarımı korur» düşüncesiyle her çeşit itibarsızlığı yapmak uzun vadede kazandırmaz.
● Dizinin başında yazdığım gibi kişisel itibar 3-4 aylık, 3-4 yıllık bir süreç değil, 30-40 yıllık, tüm yetişkin yaşamı kapsayan bir süreçtir.
● Annesi dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olan Birleşik Krallığın Kraliçesi 2. Elizabeth’in oğlu Andrew bile itibarsızlığın pençesinden kaçamamıştır.
● Prens olmak, çok paraya sahip olmak uzun vadede işine yaramamıştır. Gazetelere, hapislere düşmüş, tüm itibarını kaybetmiştir.
● «Herkes yapıyor, ben de yapıvereyim» anlayışı onun elinde patladığı gibi herkesin elinde paylayabilir. «Değer mi, değmez mi» sorusu bu noktada öne çıkar…
Haftaya son yazımla konuyu toparlayıp sonuç ve özet bölümü ile sonlandıracağım.
