Dr. Berna Bridge.
Köşe Yazıları 4 Dk Okuma

Boşluk hissi: Çocuklukta ihmalin izleri – 2

yener

yener

Yazar

İki hafta önce annesi ve/veya babası tarafından ihmal edilerek büyüyen çocuğun yaşamı boyu içinde dolmayan bir boşluk hissettiğini yazmaya başlamıştım ki sanki bunu örnekler gibi iki okulda Batı değerlerinden ithal bir şekilde silahlar patladı, çocuklar, öğretmenler yaşamını yitirdi. Bu en uç örneğiydi, genelde boşluk hissi bu kadar uç bir rahatsızlık şeklinde yaşanmaz…

Batının bireysel, tüketici, kapitalist sistemi aslında insanları da tüketiyor. Çocukları daha bebekken, okula başlamamış en masum ve korumasız hallerinde yakalıyor. Anneler çocuklarına bakıp büyütmek yerine ya parasal gereklilikten çalışıyor ya da daha olanaklı bir yaşama doğdularsa çalışmak yerine kendilerini sosyal yaşama, gezip tozmaya, seyahatlere veriyorlar. Çocuklar bakıcı ellerinde büyüyor…

BEBEĞE ANNESİ BAKAR

İngilizcede “Primary Carer” yani “Birincil Bakım Veren” anlamına gelen bir tabirle hem doğada hem insanlarda yeni doğmuş korumasız bebeğe annesi bakıyor. Emziriyor, yani besliyor, uyutuyor, temizliyor, sevgiyle bağrına basıyor. Böylece anne/bebek arası bir bağ oluşuyor. Yaşam boyu bu sevgi bağı karşılıklı sürüyor…

Bu yaşamın doğal hali. Anne sevgiyle baktığında çocuğunu sevgiyle dış ezilmelerden, yıpranmalardan da koruyor, eğitiyor, öğretiyor. Bir kediyi izliyordum. Yüksekten atlamaya korkan yavrusunu atlamaya nasıl ikna ettiğini. Yani, anne yavrusunun duygularını da idare ediyor, korkmamayı, direnmeyi öğretiyor. Kediler yapıyor, birçok insan yapmıyor. Çocuğunun birçok duygusunu bile fark etmiyor, kendi bencilliği içinde. Yani duygusal boşluk…

BEBEKLE ANNE ARASINDA BAĞ KURULMAMIŞSA

Bağ yoksa boşluk var. Boşluk varsa huzursuzluk, baş edilemeyen duygular, kaygılar, korkular, öfkeler yaşam boyu yanında geliyor, gün geliyor çocuk kendini dışlanmışlık, mobbingden bile koruyamıyor, eziliyor. Yaşlı anne istiyor ki yetişkin çocuğu ona yaşlılığında baksın. Yetişkin çocukta bebeklikten bir sevgi bağı oluşmamışsa yaşlı anne veya babasına bakmak da içinden gelmiyor. Çünkü korumasız iken ihmal edilmenin öfkesi ile içi dolu.

Geçenlerde üniversiteden beri arkadaşım olan bir İngiliz bana “Çok şükür annem babam öldü” dedi! Üç çocuğunu bu anne baba sürekli karşılaştırmış, birini itmiş, diğerini çekmiş, birini sürekli övmüş, diğerini görmezden gelmiş hem üç kardeşin ilişkilerini bozmuş hem kendi ilişkilerini. Çünkü sevgiye, kabule değil, çocuklarını yarıştırarak sosyal çevrede prim yapmaya odaklanmışlar. 67 yaşındaki meslek sahibi adam bana yana yakıla bunları anlattı. 67 yaşına gelmiş bu başarılı iş adamının yakasını bu boşluk ve öfke hissi bırakmamış…

BOŞLUK HİSSİ YALNIZLIK GETİRİR

Çocuklukta anne ve baba ihmali, bakıcı ve kreşlerde çocuğun uzun saatler boyu yalnız bırakılma hali çocuğun duygusal gelişimine olumsuz katkı koyar. Çocuk ilişki kurmayı anne ve babasından öğrenmediyse, okulda da yalnız kalır. Bakıcı ve kreş çalışanları asla anne babanın öğrettiğini öğretemez, öğretmeye istek de duymazlar.

Onlar genelde bu işi para kazanmak için yapar, sevgiyle değil. Anne babayla kurulamayan yakın ilişki gelecek yıllarda arkadaş ve eşle de pek kurulamaz. Boşluk hissi ile büyüyen çocuk yetişkin yaşamında da böylece yalnız kalabilir. Kahramanmaraş’taki çocuk ne kadar yalnız olduğunu, dışlandığını yani mobbinge uğradığını, kimsenin onu fark etmediğini, fark yaratacak bir eylem yapmak istediğini yazmış.

Çocuklarımızın imdat çağrısını fark ettiğimiz sürece çocuklarımız iyi olacak…

Paylaş: