Dr. Berna Bridge.
Köşe Yazıları 4 Dk Okuma

Luvi kültür ve felsefe mirası (Güzel Anadolumuz-8)

Editör

Editör

Yazar

Geçen hafta arkeolog Prof. Dr. Ömer Özyiğit’in araştırmalarına değinmiştim. Aynı konuya devam ediyorum. Tunç Çağı Bulguları ve Kesintisiz Yerleşim hakkında hocamızın buldukları ders kitaplarında olmalıdır. Grek Öncesi Dönemde Özyiğit’in yürüttüğü kazılarda Foça’nın güney yamaçlarında ve Athena Tapınağı alt katmanlarında İlk, Orta ve Geç Tunç Çağı seramikleri ile yerleşim izleri bulunmuştur.

Luvi Nüfuz Alanı olduğu anlaşılan bu yerleşimler, bu dönem (MÖ 2000 – MÖ 1200), Batı Anadolu’nun tamamen Luvi dilli halkların kontrolünde (Arzawa ve Seha Irmağı Ülkesi gibi Luvi devletçikleri) olduğu döneme denk gelir. Bulunan malzemeler, Foça’nın bir Grek kolonisi olarak doğmadığını, halihazırda var olan bir Luvi/Anadolu yerleşimi üzerine kurulduğunu belgeler.

FOÇA’YI GREKLER SIFIRDAN KURMADI

Özyiğit, Foça Athena Tapınağı’nın altındaki kayalık alanda Tunç Çağı’na ait izler saptamıştır.

Luvilerin ve yerli halkların kutsal saydığı bu kayalık alanlar, MÖ 11. yüzyıldan itibaren bölgeye gelen İonlar tarafından da değiştirilmemiş, aynı noktaya Arkaik Dönem Athena Tapınağı inşa edilmiştir. Yani dini merkezlerin yeri bile Luvi kültür katmanından devralınmıştır.

Kısaca Ömer Özyiğit, Foça’yı Greklerin sıfırdan kurduğu bir kent olarak değil; Luvilerin de dahil olduğu kadim Anadolu medeniyetlerinin harmanlandığı, üzerine İon kültürünün inşa edildiği köklü bir merkez olarak anlatır. Bunları okuyup öğrendikçe ben de tarihimizi ne kadar yanlış veya eksik öğrendiğimizi fark ediyorum.

MİLET

Prof. Dr. Ömer Özyiğit’in “Işık Doğu’dan Yükselir” ekolü ve çağdaş Hititoloji/Arkeoloji çalışmaları doğrultusunda Luviler ile Milet arasındaki bağın, Foça’dan bile daha derin olduğu anlaşılıyor. Batı merkezli tarih anlayışı Milet’i (Miletos) felsefenin ve pozitif bilimin doğduğu saf bir “Grek” kenti olarak sunsa daarkeolojik ve çiviyazılı belgeler kentin binlerce yıllık köklü bir Luvi geçmişi olduğunu kanıtlıyor.

Luviler ve Milet arasındaki tarihsel gerçekler şu başlıklar altında toplanıyor. Hitit Belgelerinde Milet: “Millawanda” ve “Milawata” olarak yer almakta olan yazılı Kanıtlar Milet ismi Grekçeden gelmediğini gösteriyor. MÖ 2. binyıla ait Hitit devlet arşivlerinde (Hattuşa) bu kentten açıkça Millawanda veya Milawata olarak bahsediliyor.

Milawata Mektupları ise tarihte çiviyazılı belgelerde, Hitit Krallığı ile Batı Anadolu’daki Luvi kökenli vassal krallıkların (özellikle Mira Krallığı) Milet üzerindeki siyasi ve askeri mücadelelerini anlatıyor. Daha çok araştırma yapılsa kim bilir daha neler çıkacak ama batılı arkeologlar Roma heykellerinden öteye ilgi göstermiyor.

LUVİ DEVLETLERİNİN SİYASİ MERKEZİ

Milet (Millawanda), Geç Tunç Çağı’nda Batı Anadolu’da hüküm süren ve Luvi dilli halklardan oluşan devasa Arzawa Krallığı federasyonunun en stratejik liman kenti. Bağımsızlık Mücadelelerinde Milet, kıyı şeridindeki güçlü konumu nedeniyle, batıdan gelen Miken (Yunan) unsurları ile doğudaki Hitit İmparatorluğu arasında bir Luvi direniş ve diplomasi merkezi olarak işlev görmüş.

Dil bilimsel Çözümleme incelendiğinde ise dilbilimci Bilge Umar ve Ömer Özyiğit’in Anadolu odaklı bilim insanları olarak aktardığı üzere, kentin orijinal adı olan Millawanda/Milawata, Luvi dilindeki coğrafi tanımlamalardan türetilmiştir. Bu kelime, Luvi dilinde “alüvyonlu, sulak ve kıyı korunağı olan yer” anlamına gelen köklerle doğrudan bağlantılı olduğu anlaşılmıştır.

FELSEFENİN DOĞUŞUNDAKİ LUVİ MİRASI

Kültürel Devamlılık açısından Ömer Özyiğit, Batı Anadolu İon felsefesinin (Thales, Anaksimandros vb.) aniden ortaya çıkmadığını savunur. Milet’te gelişen rasyonel düşünce, din ve astronomi; Ege’ye sonradan gelen Greklerin, orada halihazırda yaşayan ve gelişmiş bir yazılı/sözlü kültüre sahip olan Luvilerin kadim bilgi birikimini devralmasıyla harmanladığını açıklar.

Milet’te bulunan Grek öncesi Tunç Çağı mimari katmanları veya Miletli Thales’in Anadolu (Karia/Luvi) kökenlerini bir sonraki yazımda paylaşacağım. Hitit Hattuşa arşivlerinde Miletos hakkında tarihleri tam olarak saptanamayan çivi yazısı vesikalar da bulunmuştur. Bu vesikaları da inceleyeceğiz.

Paylaş: